2023 İÇİN AR-GE, TASARIM, MARKALAŞMA

Ekonomi Bakanı Zeybekçi

2023 İÇİN 3’LÜ FORMÜL:
 

AR-GE, TASARIM, MARKALAŞMA
 

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Private Sector’e yaptığı değerlendirmelerde 2023 hedeflerinden ve Türkiye ekonomisinin gelişiminden bahsetti. Türkiye’de son yıllarda önem kazanan markalaşma olgusuna da değinen Zeybekçi, Bakanlık bünyesinde gerçekleştirilen programlar ve TURQUALITY® hakkında bilgi verdi. Devlet olarak markalaşma alanında önemli yatırımlar yapıldığına dikkat çeken Zeybekçi, yerli markaların farklı coğrafyalarda bölgesel gelişimler gösterdiğini ve verilen destekler ile dünya markaları haline geleceklerini söyledi. Ihracat hedefleri hakında konuşan Bakan Zeybekçi“Ar-Ge, Tasarım ve Markalaşma vazgeçilmezimiz olmalıdır” dedi.


2013 yılı ihracat rakamlarındaki büyüme oranları ve Türkiye’nin dünya ekonomileri arasında geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
 

Geride bıraktığımız 2013 yılı, küresel piyasaların daha çok normalleşme yönüne doğru gittiği bir yıl oldu. Özellikle Mayıs ayında Amerika Merkez Bankası Fed’in tahvil alım programını yakın bir tarihte azaltabileceğine dair demeçleri küresel piyasalarda özellikle kısa vadeli sermaye akımlarının yönünü yeniden gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkeler yönüne doğru çevirdi. Diğer yandan krizin üzerinden yaklaşık 6 yıl geçmesine rağmen halen krizi yaşayan Avrupa ekonomileri yavaşta olsa toparlanma sürecine girdiler. Ancak şunu da ifade etmek gerekiyor ki dünya ticaretinin gelişme hızı halen yavaş seyrini koruyor. Dünya Ticaret Örgütü, 2013’te dünya ticaret hacminin yüzde 2,5; 2014’te ise yüzde 4,5 genişleyeceğini öngörüyor.  2013 yılına baktığımızda; Türkiye ekonomisinin yüzde 4 büyüme kaydettiğini görüyoruz.

Türkiye, 2013 yılında tüm dünyaya 151,9 milyar dolar mal ihracatı gerçekleştirdi. Ülkemiz 2013 yılında 250 ülke ve gümrük bölgesine mal ihracatında bulundu. Böylelikle ihracatçılarımız dünya üzerinde ayak basmadık yer bırakmadılar.                                             

Türkiye etrafında süregelen ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklara rağmen ihracatını artırmayı başarıyor. Bugün dünya ekonomilerine baktığımızda etrafı bu kadar olumsuzluklarla çevrilmiş bir ülke daha bulmak güç, ancak Türkiye böylesi zor zamanlarda bile önüne koyduğu hedeflere emin adımlarla ilerleyen bir ülke. Bundan sonraki süreçte bölge ekonomilerinin de istikrara kavuşması, Türkiye’nin yakaladığı bu başarılı ivmeye hız kazandıracaktır. 


 

TURQUALITY® İle Markalar Dünyaya Taşınıyor
 

“TURQUALITY®; klasik devlet yardımı programlarından farklı olarak, küresel marka olmanın uluslararası kabul görmüş evrelerine uygun bir şekilde tasarlanmış, odağında markalaşma olan bir iş yapma kültürüdür. TURQUALITY® ile küresel rekabet koşullarında kendi markalarıyla ayakta durabilen Türk markalarını önce bölgesel, sonra dünya markası klasmanına taşımak istiyoruz.”

Geçmiş ile kıyaslandığında ülkemizdeki markalaşma gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bakanlığımızca yürütülmekte olan ihracata dönük destek programları ile firmalarımızın uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik faaliyetler desteklenmektedir. Belirtilen destek programlarından TURQUALITY® Programı, Bakanlık olarak yatırım-üretim-ihracat değer zincirinin tüm halkalarına yönelik oluşturduğumuz teşvik sistematiğimiz içerisinde ön plana çıkmaktadır.

TURQUALITY

 

TURQUALITY® Programı ile firmalarımızın yurtdışındaki marka gücünü artırmak amacıyla, firmalarımızın yurtdışında gerçekleştirmiş olduğu marka tescili, birim kirası, temel kurulum, sertifikasyon, endüstriyel tasarımcı, tanıtım, franchise ve danışmanlık harcamaları %50 oranında, hibe yoluyla desteklenmektedir. Söz konusu destekler, hali hazırda TURQUALITY® Programı ve Marka Programı kapsamında yer alan 135 firmaya ait 150 marka için sağlanmaktadır. Markalaşma alanında firmalarımıza sağlanan destekler ile ulaşılması amaçlanan temel hedeflerden biri de ihraç ürünlerimizin birim fiyatlarının artması yoluyla, ihraç ürünlerimizde yüksek katma değer miktarının yakalanmasıdır. 2011 yılında Türk ihraç ürünlerinin birim satış fiyatı 1,47 dolar olarak gerçekleşirken, bu miktar 2012 yılında 1,58 dolara yükselmiştir. Firmalarımızın TURQUALITY® Programı kapsamında yer alan markalarıyla gerçekleştirdikleri ihracatın birim fiyatı ise 2011 yılında 3,21 dolar iken 2012 yılında 3,28 dolara yükselmiştir.

TURQUALITY® ile firmalarımızı finansal desteklerin yanı sıra kurumsal ve beşeri sermayeye yönelik olarak, profesyonel eğitim ve danışmanlık hizmetleri gibi vasıtalarla da destekliyoruz ve bu anlamda uyguladığımız metodun olumlu sonuçlarını alıyoruz. Uygulamaya koyduğumuz performans değerlendirme sistemi de bu anlamda yolumuzu önemli ölçüde aydınlatmaktadır.

TURQUALITY® Programı neredeyse tüm sektörleri kapsamış durumda olup, toplam 103 markaya Program kapsamında destek verilmektedir. TURQUALITY®’ye hazırlık aşaması olan “Marka Programı” kapsamında ise 47 markamız desteklenmektedir. Yani toplamda 150 markaya ulaştık ve böylece 2006 yılında toplam 50 adet olan destek kapsamındaki marka sayısını 3’e katlamış durumdayız. Bu artışı iki açıdan yorumlayabiliriz.

İlk olarak Bakanlığımızca sağlanan desteklerde ve desteklerin kapsama alanında çok ciddi artış var. İkincisi ve daha önemlisi, Türk firmalarının markalaşmaya olan ilgisi önemli ölçüde arttı. Pilot sektör olarak tekstil ve hazır giyim ile başlattığımız TURQUALITY® Programı artık otomotivden kimyaya, tarım ürünlerinden elektroniğe kadar birçok sektörü kapsayan bir yapıya kavuştu. 2011 yılında gerçekleştirdiğimiz değişikliklerle gastronomi sektörünü de destek kapsamına aldık. Firmalarımızın markalaşmaya olan ilgisinin günbegün arttığını yakinen gözlemliyoruz.

Markalaşmayı, ulaşılacak nihai bir noktadan ziyade; bir süreç olarak yorumlamaktayız. TURQUALITY® ve Marka Destek Programları çerçevesinde oluşturduğumuz vizyonun firmalar üzerindeki etkisini, firmalardan gelen geri bildirimler vasıtasıyla gözlemleyebiliyoruz. Değişen koşullara uyum sağlayacak şekilde tasarlanmış markalaşma programları sayesinde firmalarımızın kazanmış olduğu ivme ümit vericidir. Destek kapsamına aldığımız firmaların Türkiye’nin ulusal ve uluslararası çapta tanınmış en büyük firmaları arasından seçilmiş olması, başarı şansımızı artırmaktadır.

Ekonomi Bakanlığı olarak, “Ar-Ge”, “tasarım” ve “markalaşma” kavramlarının ülkemiz ekonomisi ve ihracatı için öncelikli gelişme alanları olduğuna inanıyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılı için koymuş olduğumuz 500 milyar Dolar mal ihracatı hedefine, ancak ihraç ettiğimiz ürünlerde bu 3 bileşeni bir araya getirip katma değer yaratarak ulaşabileceğimizin de bilincindeyiz. Nitekim TURQUALITY® Programımızın etkilerini bu alanda çok net görmekteyiz. Bölgesel anlamda lider Türk markaları oluşmaya başladı. TURQUALITY®; klasik devlet yardımı programlarından farklı olarak, küresel marka olmanın uluslararası kabul görmüş evrelerine uygun bir şekilde tasarlanmış, odağında markalaşma olan bir iş yapma kültürüdür. TURQUALITY® ile küresel rekabet koşullarında kendi markalarıyla ayakta durabilen Türk markalarını önce bölgesel, sonra dünya markası klasmanına taşımak istiyoruz.

 

 

AVM Planlamalarına Dikkat…
 

“AVM sektöründe yaşanan yoğunlaşma artan rekabet ile birlikte kaçınılmaz bir şekilde karlılık oranlarında düşüşe sebebiyet verecektir. Bu nedenle, piyasanın doyuma ulaştığı illerin iyi hesaplanması gerekmektedir”

AVM’lerdeki büyüme kimilerine göre sonu görülemez bir çılgınlık olarak nitelendiriliyor. Sizce AVM sayısının her geçen gün artması, ülke ekonomisi için olumlu bir gösterge midir? İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde hızla gelişen sektör hakkında bir öngörünüz var mıdır? Yakın gelecekte bu şehirlerde yeterli sayıda AVM lere ulaşılacağını düşünüyor musunuz?
 

Türkiye’de 81 ilin 54’ünde AVM bulunmaktadır. Ülkemizde kurulu olan 299 AVM’de toplam 8,3 milyon m² kiralanabilir alan bulunmaktadır. Diğer bir değişle, her 1000 kişiye yaklaşık 110 m²’lik bir alan düşmektedir. İstanbul ve Ankara yüksek nüfus yoğunluğuna paralel şekilde AVM’lerin yoğun olarak kurulu olduğu şehirlerin başında gelmektedir. Güncel verilere göre İstanbul’da 91; Ankara’da 32 kurulu AVM bulunmaktadır. Ankara m² (kiralanabilir alan) başına düşen 1000 kişinin en yüksek olduğu şehirdir. Ankara’da yaşayan her 1000 kişiye AVM’lerde yaklaşık 246 m² alan düşmektedir. Ankara’dan sonra m²  yoğunluğunun en yüksek olduğu şehir İstanbul’dur. İstanbul’da yaşayan her 1000 kişiye ortalama 227 m²’lik bir alan denk gelmektedir.

Özellikle son yıllarda AVM yatırımlarında yaşanan artış halkımızın taleplerine ciddi oranda karşılık vermekte, halkın yoğun ilgisi ile karşılaşmaktadır. Ancak, sektörde yaşanan yoğunlaşma artan rekabet ile birlikte kaçınılmaz bir şekilde karlılık oranlarında düşüşe sebebiyet verecektir. Bu nedenle, piyasanın doyuma ulaştığı illerin iyi hesaplanması gerekmektedir.

 

 

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi

“Türk Firmaları Yurtdışında Önemli Bir Misyon Yüklendiler”

Uluslararası çapta pek çok Türk firması AVM işletmeciliği yapmaya başladı. Türk firmalarının yurt dışındaki cesaretli girişimleri hakkımda yorumlşarınız nelerdir?
 

Türkiye’nin 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşması ve sonrasında sürdürülebilir ihracat etkisi yaratması, Türk firmalarının uluslararası marka olma yönünde katkı sağlaması açılarından yurtdışında Türk yatırımcıları tarafından işletilen AVM’lerin önümüzdeki dönemde büyük rol oynayacağı kanaatindeyim.

Bilindiği gibi, pazara giriş ve kalıcılık açısından ülke genelinde dağıtım kanalı bulunan yapılar büyük önem arz etmektedir. Ürünlerin tüketiciye sunulmasında dağıtım zincirine dahil ve sahip olunması kaçınılmaz ve gereklidir.

Tüketici zihninde, ülkemiz ürünlerinin kalitesinin yüksek olduğu algısı dikkate alındığında; doğrudan mağaza açmak veya franchising gibi modeller uygulamak suretiyle ülkemiz ürünleri piyasada önemli ve güçlü bir alıcı kitlesi bulabilecektir.

Girişimci ruhları, sorumluluk sahibi yapıları ve çalışkanlıkları ile Türk girişimcilerimiz dünyanın çeşitli ülkelerinin iktisadi hayatına, sosyal ve kültürel gelişimine sağladıkları muazzam katkı malumlarıdır.

AVM işletmeciliği yapan Türk yatırımcılarımıza gelince dünyanın bir çok yerinde bu alanda da söz sahibiyiz. Irak, Türkmenistan, İran, Macaristan, Karadağ, Azerbaycan, İsveç, Kazakistan, Makedonya, ABD başta olmak üzere pek çok ülkede ülkemiz girişimcileri bulundukları ülkelerin en önemli AVM’lerini işletmekte ve perakende pazarlama yapacak Türk firmalarına güvenilir satış alanı sağlamaktadır. 


 

AVM’ler Sektöre Dinamizm Sağlıyor

Ülkemizdeki perakende ve AVM sektörlerine yapılan yabancı yatırımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
 

Türkiye’de perakende sektörü 2012 yılında satışları itibarıyla 300 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmıştır. Özel bir danışmanlık firmasının Türkiye’de perakendecilik sektörü üzerine yaptığı çalışmaya göre, 2013-2017 döneminde %10 civarında büyüyeceği tahmin edilen perakende sektörünün 2017 yılında 467 milyar dolarlık bir satış hacmine ulaşacağı tahmin edilmektedir. Türkiye perakende sektöründe Avrupa’nın 7. en büyük, dünyanın ise 10. en büyük ülkesi konumundadır. Gıda harcamaları bakımından Avrupa’nın 5. büyük ekonomisi olan Türkiye, gıda dışı harcamalar açısından ise 8. sıradadır. 

Diğer taraftan, perakendecilik sektöründe ülkemiz yabancı yatırım çekmektedir. Çeşitli perakendecilik, yatırım ve gayrımenkul şirketlerinin bu alandaki büyük projelere yatırım yaptığını görmekteyiz.

Perakendecilik ve AVM yatırımları, sadece tüketime yönelik yatırımlar olarak da görülmemelidir. Sektörün gelişmesi, ülkemizden yapılan alımları ve verilen siparişler aracılığıyla tüketim malı üretimindeki artışı, yeni yatırım ve istihdam olanaklarını da beraberinde getirmektedir.